Hz. Peygamber (sas) ve ilk dört halife döneminde devlet başkanı hem dinî hem de
siyasî önderliği temsil etmiştir. Dinî ve siyasî iki önderliğin yek vücutta temsiliyeti, İslâm
toplumunun yönetimini Emevîlerin üstlenmesi ile beraber ikiye ayrılmış, siyasî liderliği
sultan/halife temsil ederken, dinî bilginin sahibi ulemâ ise dönemin toplumu tarafından
dinin temsilcisi olarak görülmüştür.
Dönemin en önde gelen âlimlerinden biri olarak kabul edilen Ebû Hanîfe, yöneticile-
rin kendisine yaptıkları görev teklierini ve gönderdikleri hediyeleri kabul etmeyerek
onlarla mesafeli, bazı zamanlara da sivil itaatsizlik sayılabilecek bir ilişki içerisinde olmuş-
tur. Ebû Hanîfe bu tercihleri sebebiyle çeşitli müeyyidelerle karşı karşıya kalmıştır. Ancak
Ebû Yûsuf’un kâdılkudâtlık vazifesini üstlenmesi ile beraber Ebû Hanîfe’nin talebeleri
onun yöneticilere karşı izlemiş olduğu mesafeli anlayışı terk ederek yöneticilerin riyase-
tinde devleti yönetme işleyişine katılmışlardır. Böylece Ebû Hanîfe’nin talebeleri yeni bir
siyasî yol izlemişlerdir.
Çalışmamız Abbâsîlerin ilk asrında öne çıkan Ebû Hanîfe ve talebelerinin iktidarla
olan münasebetlerini ortaya koymaya çalışmaktadır.